"Adına bir fidan diktik" cümlesi kulağa çok güzel geliyor. Ama bir fidanın toprağa girmesi, hikâyenin yalnızca başlangıcı. Fidanın ağaç olabilmesi için doğru türün, doğru yere, doğru zamanda dikilmesi ve ilk yıllarında bakılması gerekir. Bu yazıda fidan bağışlarının nasıl işlediğini ve bir bağışın gerçekten işe yaradığını nasıl anlayabileceğini anlatıyoruz.
Fidan bağışı nasıl işler?
Türkiye'de fidan bağışları genellikle iki yoldan yapılır:
- Kamu kurumları: Orman Genel Müdürlüğü (OGM), ağaçlandırma çalışmalarını yürüten ana kurumdur. Bağış kampanyalarında toplanan fidanlar, genellikle OGM'nin planladığı ağaçlandırma ve rehabilitasyon alanlarında dikilir.
- Sivil toplum kuruluşları: TEMA Vakfı gibi kuruluşlar, bağışçılardan topladıkları kaynakla erozyon kontrolü, ağaçlandırma ve toprak koruma projeleri yürütür; çoğu zaman yerel halk ve kamu kurumlarıyla birlikte çalışır.
Bağışçı genellikle bir veya birkaç fidan bedeli öder ve karşılığında bir bağış belgesi alır. Fidanlar, bağışın yapıldığı anda değil, uygun dikim mevsiminde ve planlanan alanda toprakla buluşur.
Neden her zaman dikim yapılmaz?
Fidanlar genellikle bitkilerin büyümeyi yavaşlattığı dönemde, yani sonbaharın sonundan ilkbaharın başına kadar dikilir. Bu dönemde toprak nemlidir, buharlaşma azdır ve fidan, yaz kuraklığı gelmeden köklerini yerleştirme fırsatı bulur. Türkiye'de 11 Kasım'ın Milli Ağaçlandırma Günü olarak kutlanması da bu mevsimle ilgilidir.
Yaz ortasında yapılan bir dikim, fidanın büyük ihtimalle kurumasıyla sonuçlanır. Bu yüzden bir kuruluşun "bağışınız dikim mevsiminde değerlendirilecek" demesi, aslında iyi bir işarettir.
Bir fidanın yaşaması için neler gerekir?
- Doğru tür: Bölgenin iklimine ve toprağına uygun, mümkünse yerli türler seçilmelidir. Kuraklığa dayanıklı bir bölgeye bol su isteyen bir tür dikmek, fidanı en baştan zor durumda bırakır.
- Doğru alan: Ağaçlandırma, ağacın gerçekten yetişebileceği ve korunabileceği alanlarda yapılmalıdır. Hayvan otlatmasına açık, toprağı çok sığ ya da sürekli kazı yapılan alanlarda fidanların çoğu yaşamaz.
- Toprak hazırlığı: Özellikle erozyonlu ve eğimli arazilerde, suyun tutulmasını sağlayan teraslar ve çukurlar fidanın şansını büyük ölçüde artırır.
- İlk yılların bakımı: Ot alma, gerektiğinde can suyu verme ve dikim alanını hayvanlardan koruma, ilk birkaç yıl kritik önemdedir. Kurumuş fidanların yerine yenilerinin dikilmesi (tamamlama dikimi) de bu sürecin parçasıdır.
İyi bir bağışı nasıl anlarsın?
Bir fidan bağışı kampanyasına destek vermeden önce şu sorulara bakmak işe yarar:
- Kuruluş, fidanların nereye ve ne zaman dikildiğini açıklıyor mu?
- Dikimden sonraki bakım ve fidanların yaşama oranı hakkında bilgi veriyor mu?
- Bağış için resmî bir makbuz veya belge düzenliyor mu?
- Faaliyet raporları ve mali tabloları kamuya açık mı?
"Bir tıkla bir ağaç" gibi iddialara da biraz mesafeyle yaklaşmak gerekir. Önemli olan dikilen sayı değil, yıllar sonra ayakta kalan ağaç sayısıdır.
Fidandan daha önemlisi: var olan ormanı korumak
Yeni dikilen bir fidanın, yaşlı bir ormanın sağladığı faydaları sağlayabilmesi için onlarca yıl gerekir. Bu yüzden orman yangınlarını önlemek, ormanlık alanlarda dikkatli olmak ve var olan ağaçları korumak, en az yeni fidan dikmek kadar önemlidir. Yaz aylarında ormanlık alanlarda ateş yakmamak, sigara izmariti atmamak ve cam şişe gibi atıkları bırakmamak, herkesin yapabileceği en etkili katkılardandır.
Ekorama'da fidan bağışları
Ekorama'da reklam geliri oluştuğunda bir bölümünü fidan dikimine ve barınak hayvanlarına mama yardımına ayıracağız (hayvanlara nasıl doğru yardım edileceğini sokak hayvanları yazımızda anlattık). Bağışlarımızı yukarıda anlattığımız ölçütlere dikkat ederek, makbuz veren kurumlar aracılığıyla toplu olarak yapacağız ve her bağışı belgesiyle birlikte Bağışlar sayfamızda yayımlayacağız.